Genel


26
Nis 11

Neden Hala Biz Önderlik Etmeyelim

Asırlar boyunca Matematik, Tıp, Jeoloji, Coğrafya, Felsefe, Fizik, Astronomi, Teknoloji… derken bütün bilim alanlarında Dünya insanlarına liderlik etmiş Türk ve Müslüman bilim adamları. Ancak taki bir iki yüzyıl öncesine dek, daha sonra belimizi bükmüş haçlı seferleri vb hain akınlarla,  yakılan, yıkılan kütüphanelerimizin çokluğu. Eserlerimizin %90 ı avrupaya kaçırılmış, çalınmış geri kalanı yakılmış. Avrupaya ilim öğretirken, ilim öğrenmeye öğrenciler gönderir olmuşuz. Şimdi neden yeniden biz önderlik etmeyelim? Çok mu geç kaldık bir şeyler yapmak için? Kaynaklarımız mı yetersiz yok sa insanlarımızın aklı mı? Bilgisayarın çalışma mantığı 1-0 ı biz bulmuşken neden hala bağımlıyız, avrupa nanitlerle uğraşırken okullarımız da hala neden visual basic dersi var. Tersi ıspatlanmış fizik kanunlarını neden hala öğreniyoruz? Quantum teori olmaktan çıkmışken neden hala üzerine ciddiyetle eğilmiş bilim adamlarımız yok? İlk açık kalp, ilk katarakt, mikrop u bulan bilim adamlarının, alimlerin torunları değil miyiz? Gözlerimizi açıp silkelenmemizin ve kendimize gelmemizin vakti gelmedi mi?

Var mı bu sorulara cevabı olan? Eğer yoksa bak atalarımızın cevapları aşağıda, cevabın varsa yorumla!

Continue reading →


16
Eyl 10

Bir Projem Var

Zaman Kaybetmeyin

Geliştiricilere önerimiz, aklınızın bir kenarında içinize oturmuş, “Sü per fikir bu!” dediğiniz bir projeniz varsa, daha fazla zaman kaybetmeyin; Zira sizin düşündüğünüzü, bir başkasıda düşünebilir ve siz uygun koşulları beklerken, belki geleceğinizi değiştirecek fikirleriniz elinizden uçup gider.

Continue reading →


16
Eyl 10

Uzaklıklar + Ad + Özlem + Yoktular = AŞK

UZAKLIKLAR

Uykusuzluklar, tedirgin yarım uykular, sevisizlikler, kırgınlıklar, güzel heyecanlarla soluk soluğa yaşanmamış gecelerde uzun yollara, ıssız dağbaşlarına, kimi zaman pet şişeler ve uyuz kedilerle resimlenen varoşlara yazılan destanlardır. Şimdi güneşin ve rüzgarın, sabah ayazının ve tozun görünmeyen yağmurlarıyla, benzinin ve yeni dökülmüş ziftin genzi yakan kokularıyla yakanıyor yorgun gözkapakları. Yalnızlıklarla örülen gecelerin sonu, yalnızlıklarla örülecek gündüzlere açılıyor yine. Tek başınalıkların sarmalında, kokladıkça solgunlaşan sevda çiçeği, yolu düşsel sevgilerden geçen bu yaşam gezginlerinin değiştirilemez yazgısı gibidir.

Continue reading →